8’den ∞’a

Anne karnında başlar kadın olmanın zorlu yolculuğu. Cinsiyetin kız olduğunu öğrenince sevinç çığlıkları atmak yerine “Ne yapalım, sağlık olsun” der kimileri mesela?! Daha ilk savaşını dünyaya gözlerini açmadan verir bazıları.  Hadi ilk savaşı kazanıp günün birinde dünyaya gelsin, başlasın masalını yazmaya.

Şanslıysa eğer; rengarenk uçurduğu bir uçurtması, iki elini bırakarak sürebildiği bir bisikleti, resim yapmaktan biten boyaları, kağıttan kayıkları, ıslıktan şarkılarıyla gelir okul çağına. Şanslıysa diyorum çünkü uçurtmanın gökyüzünde süzüldüğünü, kayığın suda yüzdüğünü bilmeyen, ıslık çalmanın ayıp olduğunu söyleyen kız çocukları tanıdım ben bu masalda. Neden dersiniz? Hayatları başkaları tarafından çizilmiş, çocuklukları çoktan çalınmıştı bile.

Oysa bir çocuk büyürken elleri çamur olur, papatyadan taç yapar kendine kırda koşar oynarken, arkadaşlarıyla ip atlar rengarenk giyinip top oynar mahallede ve hatta üzerine terli terli su içip hasta olur ya hani. Sen bunların hiç birini yapma çocuk, çünkü sana bakacak bir doktorun bile olmayacak. Çünkü sana bir “kadın” doktorun bakmasını ister çizilen bu hayatlar, ama o hayattan da bir kadın doktor çıkmaz çocuk!

Bir şans verilseydi eğer neler kazanacaktı hayata dair kimbilir. Ne acı ki yeşermeyen umutlar ve o toz pembe hayaller hiç doğmadan kayıp gitmişti. Kağıt, kalem tutmayan elleri,  çarpım tablosunu ezberlemenin mutluluğu, sınıfta kızaran elması, önlüğünün kirlenen yakalığı, ezbere on kıtası bağıra bağıra okunacak İstiklal Marşı’ydı mesela yitip gidenler! Bunların hepsi gereksizdi, alfabeden bir iki harf öğrenmesi yeterli ve fazlasına da gerek yoktu. Hem ne yapacaktı “çocuk anne” olunca okuyup yazmayı, onun kendisiyle birlikte büyütecek bir bebesi vardı…

Hadi bir yolunu bulup sen bu döngüden çıkabilenlerdensin diyelim. Ellerinde kağıt, kalem cebinde diploman var. Sanma ki kolay ayaklarının üzerinde öyle hemen durabilmek. Önce onlarca iş görüşmesinde kısa vadede evlenmeyeceğine ve hatta hemen anne olmayacağına dair sözler vereceksin. Kendince mücadele edeceksin bir fırsat eşitliği yaratabilmek için. Bu sınavı da verip bir çatının altında var olsanda henüz yeni başlayacak hayat sana. Elinin hamuru ile (!) bir şeyleri başarabileceğini ispatlayacaksın evvela fikir gücünün kas gücüyle savaştığı bu düzende. Hem de tırnakların ojeli, saçların bukleli, eteğinde yırtmaç, ayağında topuklu olduğu için eleştirildiğin bir dünyada. Tam savaşta seni silah arkadaşı olarak göreceklerken birden verdiğin sözden dönecek “anne” olma suçunu işleyeceksin üstelik. Sonrası mı? O da zor işte. Bir gün onu da ekleriz bitmek bilmeyen masalların birine…

Ama sen yine de şanslısın. Tüm bunları 17 yerinden bıçaklanmadan, bindiğin minibüste tecavüze uğramadan, kolların bacakların bir çöp kutusundan çıkmadan, çocuk anne olmamak için evden kaçmak zorunda olmadan, bir işyerinin 25.katından yanlışlıkla atılmadan falan yapabildiğin için gerçekten çok şans-lı-sın!

Keşke böyle mutsuz sonlar hep masallarda olsa değil mi?

Masal bitti…Madem böyle masallarla yarışan bir dünyamız var sadece Mart’ın 8’i kutlu olmasın.

8’ler ∞ olsun!

Sevgiyle kalın benim ayakları yere sağlam basan var olası güçlü kadınlarım…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s